Kilolu çucuklar (6-11 yaş) için diyet

kilolu çucuklar (6-11 yaş) için diyet
Çocuk diyetinde önemli olan çocuğun gelişimine zarar vermeyecek tarzda dengeli olmasıdır.Bu diyete ek olarak hareket artışıda sağlanmalıdır.
Uyanınca
1 bardak oda sıcaklığında su
1 porsiyon meyve ve suyu

Kahvaltı
1-2 dilim ekmek
1 adet yumurta
1 yemek kaşığı reçel ya da bal
1 su bardağı süt

Öğle
1-2 dilim ekmek
2/3 porsiyon et yemeği
1 porsiyon börek
1 porsiyon salata

İkindi
2 porsiyon mevsim meyvesi

Akşam
2/3 porsiyon kuru baklagil yemeği
1 porsiyon pilav ya da makarna
1 kase yoğurt
1 porsiyon salata
Gece

1 su bardak süt

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Kilolu çucuklar (6-11 yaş) için diyet, bebek, kilo, kılo, cocuk, çocuk, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, i

Emzirme

Bebek için en iyi gıda anne sütüdür.Doğumdan sonraki lohusalık dönemi bo­yunca süt yapımı gittikçe artar ve 15 gün­de maksimal bir seviyeye, ortalama günde 800-1800 mit.’ye ulaşır. Emzirme bırakılır­sa memede gelişim zayıflar ve süt salgısı yavaş yavaş azalır. Memeli hayvanların, türlerine özgü bir süt yapıları vardır. Sütün ana maddeleri pro­tein, yağ, süt şekeri ve minerallerdir. Do­ğumdan sonra ilk günlerde gelen ve yo­ğunluğu fazla olan süte kolostrum denir. Vitamin ve antikor açısından sütten daha zengindir.
İnek sütü ile anne sütü arasında da fark­lar vardır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Emzirme, emzırme, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavisi, tedavi yollari, ameliyat

Çocuklarda ishal

İshal en sık 0-5 yaş grubunda rastlanan ve özellikle ilk 2 yaştaki ölüm nedenlerinin başında gelen bir hastalıktır.

Büyük çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere dünyada her yıl  ishalden 4-5 milyon çocuğun yaşamını kaybettiği bilinmektedir.

Günde  üç kereden fazla sayıda sulu dışkılama, ishal olarak kabul edilir. Yalnızca sık dışkılama, kıvam bozuk değilse ishal sayılmaz. İshalde (diyare), bağırsak  hareketlerinin artması,  su ve mineral emilimin azalması ve/veya barsaklara vücuttan su ve mineral salgılanmasının artması sonucu dışkı miktarı fazlalaşır. Günlük dışkı sayısı  artar veya dışkı kıvamı bozularak yumuşak, sulu bir görünüm alır.

Özellikle küçük  bebeklerde beslenme şekline göre dışkılama sayısı değişir. Örneğin yenidoğan döneminde günde 3-5 kez dışkılama normaldir.  Bu sayı geçiş kakası döneminde (3-15. günlere arası) günde 8-10’u bulabilir. Bundan sonraki dönemde, ilk yaşın sonuna kadar, dışkı sayısı genellikle günde 2-3’tür. Ancak özellikle anne sütü ile beslenen normal bebeklerde günlük dışkı  sayısı 7’ye varabilir. Dışkının miktarı esas alınarak, ishal tanımı daha objektif kriterlere dayandırılabilir. Günlük dışkı miktarının süt çocuğunda 10g/kg/gün, daha büyük çocukta ise 200mg/kg/gün üzerine çıkması ishal kabul edilir.

Yenidoğan ve süt çocuklarında ileri yaşlara kıyasla ishal daha kolaylıkla oluşur. Ve daha ağır bir gidiş gösterir. bu durum, ilk aylardaki çocukların besi bileşimindeki değişikliklere kolay uyum gösterememeleri, ayrıca ishal yapabilen birçok patojen organizmalara henüz bağışıklık kazanmamış olmaları ile açıklanır. Bu yaşta ishal ile birlikte hemen daima kusmalar görülür. Bu da çocuğun durumunu ağırlaştırır. Küçük bebeklerde su ve tuz dengesi iyi korunamaz, aşırı kayıpla ani sıvı kaybı(dehidratasyon) hızla gelişir.

İshallerin sıklığı ve nedenleri toplumun sağlık koşullarına göre farklılık gösterir. Ülkemizde enfeksiyonlar ishallere yol açan nedenlerin başında gelir. Evlerin akarsu, uygun tuvalet drenajı gibi hijyenik koşullardan yoksun olması, yemeklerin hazırlanışında temizlik kurallarına dikkat edilmemesi, çocuğa bakan kişilerin kişisel hijyen bilgisinden yoksun oluşu enfeksiyöz ishallerin oluşmasını kolaylaştıran risk faktörleridir. Diğer bir risk faktörü, dengesiz beslenmedir. Dengesiz beslenmeye en sık diyette karbonhidrat fazlalığı olarak rastlanır. Genellikle ilk yaşta unlular veya fazla sulandırılmış, nişasta ve şeker ilave edilmiş sütten oluşan  beslenme şekli, protein-enerji azlığına yol açtığı gibi bağırsaklarda fermantasyonu ve sulu dışkılara eğilimi de arttırır. Yanlış beslenme uygulanan çocukların anneleri, genellikle yeterli bilgi alamadıkları için, verilen besinin temizliğine de dikkat etmezler ve bu çocuklarda barsak enfeksiyonları çok görülür.

Tuvalete çıkma sayısı her çocukta farklılık gösterebilir. Ancak çocuğunuz her zamankinden daha sık ve sulu kaka yapıyorsa ishal olmuş demektir.

 Yedi güne kadar iyileşen ishaller ani, 14 güne kadar uzayan ishaller inatçı, 14 günden uzun süren veya yinelenen ishaller kronik ishal olarak değerlendirilir. Her üç tip ishalin yaklaşım ve tedavisi farklı olduğundan bu ayrımların bilinmesi faydalıdır.

Bu bölümde en sık rastlanan ishal şekli olan ani ishalleri işleyeceğiz;

Ani ishal:

Çocukta dışkı sayısı ve miktarının artmasıdır. Bu ishallerin büyük bir kısmı mikrobik nedenlerden dolayı meydana gelir. Başta virüsler olmak üzere bakteriler ve parazitler ani ishale sebep olabilirler.

  Gelişmiş ülkelerde ani ishale daha çok virüsler neden olmakla birlikte, diğer ülkelerde bakteri ve parazitlere bağlı ishaller ağırlıklıdır.

  Boğaz, kulak, idrar yolu enfeksiyonlarında ve zatürre gibi ağır hastalıklar sırasında da ani ishal görülebilmektedir.

Enzim eksikliklerine ve beslenmeye bağlı ishaller ani başlayabilmekle birlikte, esasta kronik ishale neden olurlar.

  İshal ile birlikte çoğunlukla kusma, karın ağrısı, ateş görülmekle beraber, bu bulgular her zaman ishale eşlik etmeyebilir.

 Ani ishallerde ölümlerin başlıca nedeni , hayatın devamı için gerekli olan su ve minerallerin vücuttan çok fazla kaybedilmesidir.

Ani ishalde çocuklar ne kadar su ve tuz kaybeder?

1.Hafif sıvı kaybı: Çocuk canlı, aktif, sıvı alımı normal, gözler çökük değil, gözyaşı mevcut, ağız ve dil nemli, cilt gerginliği azalmamış.Vücut ağırlığının % 5’inden daha azını kaybetmiş.

2.Orta derecede sıvı kaybı: Çocuk huzursuz, şiddetli sıvı alma ihtiyacında. Gözler içeri çökmüş, gözyaşı yok, ağız ve dil kuru, çekilip bırakılınca, cilt eski haline zorlukla geliyor. Vücut ağırlığının % 5-10 arası sıvı kaybetmiş.

3.Ağır sıvı kaybı: Çocuk dalgın, sorulara cevap vermiyor, sıvı ve su içemiyor, çekilip bırakılınca cilt eski haline çok zorlukla geliyor. Şok bulguları (tansiyonu düşük, el ve ayakları soğuk, soluk görünüyor) var. Vücut ağırlığının % 10’undan daha fazla su kaybetmiş.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Çocuklarda ishal, ishal, ıshal, çocuk, cocuk, bebek, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari,

Bebekler de Aşılar

Aşılamanın temelindeki ilke,bakteri ve virüs gibi enfeksiyon etkenlerini yada çeşitli zehirli maddeleri belirli işlemlerden geçirdikten sonra kişiye vererek vücudun bu maddelere karşı antikor üretmesini,yani bağışıklık kazanmasını sağlamaktır.

Böylece vücudun,hazırlıklı olduğu hastalık etkenlerinden biriyle karşılaştığında, Önceden, oluşmuş antikorlar sayesinde bu maddelerle savaşması kolaylaşır.

AŞILARIN BİLEŞİMİ

Aşılar ya hastalık etkeni olan mikroorganizmalardanbakteri,virüs vbyada bunların ürettiği zehirlerden yapılır.

Vücuda verilmeden önce çeşitli işlemlerden geçirilen aşının hastalık yapıcı etkisi ortadan kaldırılır. Ama bu işlemler aşının antijen özelliğini ve vücutta antikor oluşturma etkisini engellemez. Başlıca aşı tipleri şunlardır:

Canlı aşılar-Enfeksiyon etkeni mikroorganizma ısıtma,kimyasal işlem gibi çeşitli yöntemlerle zararsız hale getirilerek vücuda verilir.Bazen de enfeksiyon etkenine benzeyen daha zararsız bir mikroorganizma kullanılır. Örneğin,çiçek aşısındainek çiçek hastalığının etkeni,verem aşısında da hastalık yapma gücü zayıflatılmış BCG denen verem basili kullanılır.

Ölü mikropların kullanıldığı aşılar-Örneğin boğmaca ve kolera hastalıklarında bu tip aşılar kullanılır.

Mikropların ürettiği zehirlerianatoksiniçeren aşılar-Bu tip aşılarda formol gibi kimyasal maddeler yada ısı kullanılarak zehrin hastalık yapıcı etkisi yok edilir,ama antikor yapımını uyaran etkisi korunurtetanos aşısı,difteri aşısı vb.

AŞILARIN ETKİ MEKANİZMASI
Canlı aşılarla vücuda giren mikroorganizmalar çoğalmaya başlar,ama bunlar etkisizleştirilmiş olduğundan üremeleri hastalıkla sonuçlanmaz yada ancak çok hafif belirtiler gelişir. Sonuçta gerçek mikropların oluşturduğuna benzer bir bağışıklık ortaya çıkar. Aşılanmadan en erken 2-3 hafta sonra gelişen bu bağışıklık yıllarca sürer.

Ölü aşılar ve anatoksinler hastalık belirtilerine yol açmaz,ama vücutta bunlara karşı antikor üretilir. Gene de tam bir bağışıklık oluşması için aşı dozu birkaç kez yinelenmelidir.

Bunların yarattığı bağışıklık canlı aşılarınki kadar uzun süreli değildir. Yeni doğanlarda ve
Süt çocuklarında bağışıklık sistemi tam olarak olgunlaşmadığından,aşılara yanıt göreceli olarakzayıftır. İlk aşıkarma aşıyaşamın ikinci ayından sonra yapılır. Aşıya en iyi yanıt çocukluk ve ergenlik döneminde alınır. Daha sonra bu etki azalır.

YAN ETKİLERİ
Yan etkiler aşının özelliklerine göre değişir. Canlı aşı yapıldıktan sonra gelişen yan etkiler,gerçek hastalığın hafif bir biçimi gibidir. Örneğin kızamık aşısından sonra hafif ateş ve döküntü ortaya çıkabilir.

Etkisizleştirilmiş maddeler içerenörneğin,ölü bakteri yada virüsler,anatoksinleraşılar ise kızarıklık,aşının uygulandığı yerde şişlik ve ağrı gibi yerel,ateş ve kırıklık gibi genel durumlara yol açabilir.

Aşı komplikasyonları ağır ve hafif olarak ikiye ayrılabilir. Hafif komplikasyonlar aşıdaki çeşitli öğelere karşı gelişen alerji tepkimelerinin deride yol açtığı belirtiler ile aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinde şişkinlikten oluşur.

Ağır komplikasyonlar ise daha az görülür ve anafilaktik şokikinci kez karşılaşılan bir antijene karşı şiddetli alerji tepkisi, çırpınma nöbetleriözellikle çocuklarda boğmaca, kızamık,çiçek gibi aşılardan sonrayada çok ender olarak beyin iltihabı gibi durumlara neden olur.

AŞILAMA YAPILAMAYAN DURUMLARDA
Özellikle canlı aşı uygulamasının sakıncalı olduğu durumlar arasında ateş,ishal,genel bitkinlik,enfeksiyon hastalıkları,kalp hastalıkları,gebelik ve bebeğin erken doğmuş olması olabilir.Kortizon tedavisi görenlere aşı uygulanmaz. Çünkü kortizon bağışıklık sistemini etkileştirerek aşının içindeki maddeye karşı vücudun antikor üretmesini önler.

Kötü huylu tümörü olan hastalara canlı aşı uygulaması yapılmaz. Kanserin etkisiyle baskılanan bağışıklık sistemi nedeniyle ölü aşı ya da anatoksin aşısı da yeterli antikor üretmediğinden yararlı olmaz.

Merkez sinir sistemi hastalığı bulunanlara boğmaca aşısı kesinlikle uygulanmaz. Bu hastalara zayıflatılmış canlı aşılar uygulanırken de çok dikkatli olunmalıdır. Sindirim sistemi hastalığı bulunanlara çocuk felci aşısı uygulanmamalıdır. Alerjik özellikleri olan kişilerde ise yumurta proteini içeren aşıların kullanılması sakıncalıdır. Antihistaminik türü ilaçların koruyuculuğu altında öbür aşılar dikkatli bir biçimde uygulanabilir. Böbrek ya da karaciğer hastalığı bulunanlara BCG aşısı uygulanmamalı,difteri ve tifo aşısı uygularken de çok dikkatli olunmalıdır.

AŞI ÇEŞİTLERİ

ÇOCUK FELCİ AŞISI
Bu aşı ağız yoluyla doğrudan ya da çocuğun direnç göstermemesi için kesme şekere emdirilerek verilebilir.
Aşılama sonucu oluşan antikor düzeylerinde yıllar geçtikçe düşme eğilimi görülmekle birlikte,doğru ve yeterli dozlarda yapılmış aşılama yaşam boyu koruma sağlayabilir.

Sakıncalı durumlar: Bağışıklık sistemi baskılanmış,örneğin ışın tedavisi gören,kortizon ve kanser ilaçları alan kişilerde bağışıklık oluşturma tepkisi zayıfladığından aşı yapılmamalıdır. Aşının dölüt yada gebelik üzerinde olumsuz etkisini gösteren bir kanıt yoktur. Ama önlem olarak gebe kadınlara ve aşıdan sonraki üç ay içinde gebe kalmayı düşünenlere aşı uygulaması önerilmez.

DİFTERİ AŞISI
Difteri günümüzde çok ender görülen bir hastalıktır. Ama hangi yaşta olursa olsun yaşamsal tehlike yaratır. Difteri aşısı boğmaca ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır. Bu aşılama işlemi on yılda bir uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:Bebeğe yapılan ilk aşı önemli bir tepkiye neden olmazken,erişkinlerde aşıya bağlı tepkiler sık görülür. Genellikle aşı yapılan yerde kızarıklık,şişlik ve ender durumlarda ateş görülebilir. Bu belirtiler 2-3 gün içinde kaybolur.
Sakıncalı durumlar:Difteri hastasıyla karşılaşankişiler iki grup altında toplanabilir. Birinci durumda hastayla ilişkiye geçen kişi son difteri aşısını ya da yineleme dozunu en çok 5-6 yıl önce olmuştur. İkinci durumda ise kişi ya hiç aşılanmamıştır ya da son aşılamanın üzerinden uzun yıllar geçmiştir. Difteri aşısı akut dönemindeki ve henüz iyileşmemiş hastalarda,gebelik ve emzirme döneminde,egzama,kurdeşen gibi alerji kökenli deri hastalıklarında uygulanmamalıdır.Kesin olarak uygulanmaması gereken durumlar ise kötü huylu tümör gibi ağır kronik hastalıklar ile şeker hastalığıdır.

TETANOS AŞISI
Tetanos ağır seyreden ve genellikle ölümle sonuçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır. Kırsal kesimlerde de oldukça etkili biçimde sürdürülen zorunlu aşı uygulamasıyla denetim altına alınmıştır. Aşının bağışıklık yapıcı etkisi en az 5 yıl sürer. Bu yüzden yasalarla zorunlu kılınmasa da 5 yılda bir yinelenmelidir. Bu hastalık bazı meslek gruplarında da sıklıkla görülür: Çiftçiler, çobanlar, hayvan yetiştiricileri, çöpçüler, toprak yol yapım, maden , fabrika, sporcular, askerlik hizmetinde bulunanlar…
Tepki ve komplikasyonları: Ender olarak aşı yerinde kızarıklık,şişlik yapabilir. Ama bunlar birkaç gün içinde geçer.

BOĞMACA AŞISI
Boğmaca çok kolay bulaşan,zatürreeye,havale nöbetlerine ve beyin işlevinde bozukluklara yol açabilen ağır bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık en çok çocuklarda görülür ve belirtiler özellikle bu yaşlarda ağırdır. Boğmaca aşısı genellikle difteri ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:En yaygın komplikasyonları kızarıklık ve şişliktir. Boğmaca aşısına bağlı tepkilerin yaşla birlikte arttığı görülmektedir.

KIZAMIK AŞISI
Yaygın bir çocukluk hastalığı olan kızamık,bazen çok tehlikeli boyutlara varıp kulak enfeksiyonuna,bronşit,zatürree gibi komplikasyonlara neden olabilir. Çocukların büyük bölümü kızamığa okul çağlarında yakalanır. Bu nedenle çocuğun henüz hastalığın bulaşabileceği topluluklara girmeden aşı olması gerekir.Günümüzde kızamık aşısı kızamıkçık ve kabakulak aşısıyla karma olarak uygulanmaktadır.
Tepki ve komplikasyonları: Aşılanan çocukların 6 sında aşıdan 6gün sonra görülen ateş, 5-6 gün kadar sürebilir. Ender olarak kızamık döküntüleri görülebilir.

KABAKULAK AŞISI
Kabakulak,okul çağındaki çocuklarda sık görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle tükürük bezlerini etkiler,ama başka organlarda da enfeksiyona yol açtığı olur. Aşı 90 oranında 10 yıl süreyle yeterli bağışıklık sağlar. Aşı tavuk embriyonundan üretilen kabakulak virüsü kültüründen elde edilir. Bu nedenle yumurtaya karşı alerjisi olduğu bilinenlere uygulanmamalıdır.

KIZAMIKÇIK AŞISI
Kızamıkçık,çocukluk çağının en hafif geçen enfeksiyon hastalıklarından biridir. Genellikle hastalığın farkına bile varılmaz. Kızamıkçık virüsünün en büyük tehlikesi,gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlarda ortaya çıkar.
Yan etkiler ve komplikasyonları: Kızamıkçık aşısının yan etkileri genellikle hafif ve kısa sürelidir. Ama bazı durumlarda birkaç ay sürebilir. En sık görülen yan etkiler kurdeşen,çeşitli döküntüler,kırıklık,ateş ile boyun ve koltukaltı lenf bezlerinde şişmedir.Bazen erişkin kadınlarda 2-3 gün süren orta şiddetli eklem ağrıları görülebilir.

HEPATİT AŞISI
Virüs kökenli hepatit tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Bugüne değin virüs hepatitine neden olan beşten çok virüs saptanmıştır. Bunlar A,B,C,D ve E tipleridir.
Nasıl yapılır?:Hepatit B aşısı,erişkinlere kolun dış yüzeyinden kas içine,bebeklerdekalçanın üst bölümüne uygulanır. Yeterli bağışıklık sağlamak için ilk dozdan sonraki birinci ve altıncı aylarda aşı yenilenmelidir. Bağışıklık en az 4-5 yıl sürer ve bu süre sonunda aşının yinelenmesi önerilir.
Yan etkiler ve komplikasyonları:En sık görülen yan etkiler aşı yerinde kızarıklık,kaşıntı ve şişliktir. Bunlar çok hafif seyreder ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Ender olarak ateş,bulantı ve yorgunluk görülebilir. Aşı hepatit B virüsüne karşı tam bir bağışıklık sağlar.

VEREM AŞISI
Son yıllarda Türkiye de görülme sıklığı önemli oranda yükselen verem,dünya ölçeğinde de yaygınbir enfeksiyon hastalığı olma özelliğini korumaktadır.
Nasıl yapılır?:Aşı deri içine verilerek uygulanır. Eskiden ağız yoluyla uygulanmış,ama bağışıklık oluşturacak kadar yüksek miktarda antikor oluşumu sağlamayan bu yöntemden vazgeçilmiştir. Verem aşısı çiçek aşısına benzer biçimde iğneyi deriye birkaç kez batırarak ya da deriyi çizerek uygulanabilir. Verem aşısı çok dikkatli yapılmalıdır. Deri altına değil kesinlikle deri içine uygulanmalıdır. En sık kullanılan bölge kolun dış yüzüdür.

Uygulama bölgesinde 3 hafta sonra birkaç milimetre çapında bir lezyon belirir. Oluşan küçük yara 2-3 ayda geride bir nedbe dokusu bırakarak iyileşir.
Etkisi:BCG aşısı bebekleri 5 yaşına değin 80-90 oranında korur. Bu koruma 10 yaşına değin 80 e erişkinlerde 50 ye düşer. Bazı durumlarda koruma tam değildir. Ama her durumda aşı hastalığın vücuda yayılmasını engeller.

Kimler aşılanır?:Yeni doğanlara ve tüberkülin testi negatif sonuç verenlere aşı uygulaması önerilirken,aşağıda risk gruplarında bulunanlara aşının uygulanması gerekir.
Beş-on yaşlarında,hastalığın yaygın olduğu toplumsal ve ekonomik düzeyi düşük bölgelerde yaşayan ve tüberkülin test sonucu negatif olan kişilerde,
Beş-on beş yaşlarında,aile bireylerinden birinde verem saptanan ya da önceden verem hastalığı geçirmişve tüberkülin testi negatif sonuç veren kişiler,
Sanatoryumda görevli personelin çocukları içinde tüberkülin testi negatif çıkanlar,
Sağlık kuruluşlarında çalışan ve tüberkülin testi negatif olan kişiler,
Tüberkülin testi negatif çıkan tıp öğrencileri,tıp fakültesine kayıt sırasında,
Tüberkülin testi negatif çıkan ve askerlik görevine başlayan kişiler.
Komplikasyonları:Verem aşısından sonra genel bir komplikasyon görülmemiştir.Aşı yanlışlıkla kişinin vereme yakalandığı bir dönemde uygulanırsa,hasatlığın kuluçka süresi kısalır, yerel lezyon hızla yayılır ve ateşle birlikte hastalığın tüm belirtileri ortaya çıkar.Yerel komplikasyonlar aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinin büyümesidir. Şişlik 1-2 ayda kaybolur.

ÇİÇEK AŞISI
Dünya Sağlık Örgütü nün 8 Mayıs 1980 deki 33. toplantısında çiçek hastalığının bütün dün yada ortadan kalktığı açıklanmıştır.Elde edilen başarı,bütün dünyada yürütülen çiçek aşısı kampanyalarına bağlıdır.Türkiye de de zorunlu olarak yapılan çiçek aşısı,Dünya Sağlık Örgütü nün açıklamaları doğrultusunda uygulamadan kaldırılmıştır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Bebekler de Aşılar, bebek, ası, aşı, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavisi, tedav

Altını ıslatmak

Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar;genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacakiş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak,herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından dakaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Aslında her çocuk 2 yaşından sonra fizyolojik olarak gelişimi el verdiği için tuvalet alışkanlığını kazanmaya başlar. 3-4 yaş civarında ise gece kuru kalmayı başarır. Bazı çocuklar bunu başarırken bazıları başaramıyor. Özellikle erkek çocuklarda görülen alt ıslatmanın en önemli sebebi ise kalıtsal olmasıdır. İstatistikler de bunu kanıtlamaktadır; Eğer ailede bir kişinin geçmişinde bu sorun var ise çocukta görülme ihtimali %25, her iki ebeveynde de var ise %65 artıyor. Altını ıslatan 16 yaşındaki erkek çocuklar arasında yapılan araştırmalar, bu çocukların %1 inin baba ya da amcasının aynı yaşlarda alt ıslatma problemi olduğunu gösteriyor. Ancak, genetik sebeplerden kaynaklanan alt ıslatmanın genellikle ergenlik döneminde ortadan kalktığı görülüyor.
Altını ıslatan çocukları olan aileler hemen bunun sebebini duygusal problemlere bağlıyor. Oysa ki, araştırmacılar duygusal problemleri, sebep listesinin en sonuna ekliyor ve bu çocukların büyük çoğunluğunun duygusal problemlerinin olmadığı söylüyorlar. Aksine, 4 yaşından sonra devam eden gece ıslatmaları böbrek veya idrar yolu problemlerinin bir habercisi olabilir. Örneğin, çocuğun idrar kontrolünün normalden yavaş olması gibi. Bir diğer sebep ise çocuğun çok derin uykuya sahip olması ve tuvaletinin geldiğini fark edememesi.
 

Tıptaki adı Enurezis Nocturna olan ve uykuda tamamen istem dışı gelişen gece işemesi teşhisi, çocuklarda 5 yaşından önce konulamıyor. Yapılan araştırmalara göre 5 yaşındaki erkek çocuklarda gece işemelerinin sıklığı yüzde 7; kızlarda aynı yaşta yüzde 3 olarak saptanırken, bu oranlar 10 yaşındaki erkeklerde yüzde 3'e, kızlarda yüzde 2'ye düşüyor. Gece işemesinin 5 yaş sonrasında tedavisiz kendiliğinden iyileşme oranı ise yüzde 5-10 arasında değişiyor.
rahatsızlığın teşhisi için; en az 3 ay süre ile haftada en az 2 kez idrar kaçırmanın olması ya da toplumsal, mesleki işlevsellikte, okul başarısında düşmeye ve sorunlara yol açmasının önem taşıdığını söyledi. İdrar kaçırma durumunun başka bir ilacın yan etkisine bağlı olmaması gerekiyor.Öncelikle kişide idrar kaçırmaya sebep olabilecek şeker hastalığı, ürolojik ya da nörolojik hastalıklar gibi bir hastalığın bulunmadığı tespit edilmelidir

Yoğun psikososyal sorunlar içinde olan ve olumsuz çevresel koşullarda yaşayan çocuklarda, gece altını ıslatma sıklıkla görülüyor. Anne veya babanın boşanma ya da ölüm sonucu kaybı, bunun nedenlerinden biridir. Daha önce idrar kontrolünün sağlandığı çocuklarda, sonradan 5-8 yaşları arasında idrar kaçırma bu nedenle tekrar başlayabilmektedir. Davranışsal bozukluklar gösteren çocuklarda, mesane kapasitesinin daha sınırlı olduğu ve bu durumun daha sık gözlendiği saptanmıştır. Ayrıca, anne, baba ve diğer akrabaların geçmiş yaşantılarında bu sorun var ise, çocuklarda da bunun riski 5-7 kat artmaktadır. Bu çocukların tedavisi için pek çok incelemenin yapılması gereklidir. Öncelikle idrar yollarında mikrobik bir durum varlığı, basit bir idrar tahlili ile araştırılabilir. Bu duruma, idrar yollarının özelliği nedeniyle daha çok kız çocuklarında rastlanmaktadır. Daha nadiren rastlansa da idrar yollarındaki yapısal kusurların varlığı, radyolojik incelemeler ile belirlenebilir. Nörolojik muayene ve şeker hastalığı varlığı açısından, kan şeker düzeyi araştırılmalıdır.

Gece işemesi sorunu bulunan çocuklarda, zaman zaman ilaç tedavisi uygulanabilir. Ayrıca, bu sorunun bulunduğu çocuklara psikoterapi uygulanabilir. Psikoterapi, özellikle davranışsal sorunlar yaşayanlarda etkili olmaktadır. Bu, özellikle sonradan başlayan idrar kaçırmalarında gereklidir. Ayrıca, ıslanmaya duyarlı nesnelerle döşenmiş olan özel donanımlı bir yatak da gece işemesinin önüne geçebilecek yöntemlerden biridir

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Altını ıslatmak, islatmak, islatma, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavisi, tedavi