GÜNEŞ, DERİ, KORUNMA

Güneş ışınlarının, endorfin hormonunun etkisiyle mutluluğumuzu olumlu yönde etkilemesi gerçeğinin yanında, derimizle olan ilişkisini derimize en az zarar verecek biçimde kurmaya çalışmalıyız. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalan cilt kabalaşır, sertleşir. Ciltte kılcal damarlar, lekeler, çiller belirginleşir. Mimik çizgilerinde, kırışıklıklarda artma ve cildin elastik yapısını kaybetme, güneş ışınlarının cilt üzerindeki yıpratıcı etkileridir. Kısacası güneş ışınları, kronolojik deri yaşlanmasının % 80 inden sorumludur. Güneş ışınları, ciltte yağ bezi aktivasyonunun artmasını tetikleyerek, sivilcelerin ilk başlayış devresi olan siyah noktaları arttırır. Özellikle yüz ve el derisinde, cilt kanseri öncüsü sayılabilen, kahverengi,pürtüklü, pullu oluşumlar, uzun yıllar maruz kalınan güneş hasarında, belirginleşir. Güneş ışınları deri hücrelerindeki genetik yapıyı farklılaştırabilir. Bu da deri üzerindeki benlerin değişmesine yol açar. Deri kanserine yakalanma riskini arttırır. Dünyada, cilt kanserine yakalananların sayısı her yıl % 5 oranında artmaktadır. Bu durumda, güneş ışınları kaynaklı ortaya çıkan, ilk sıradaki, deri hasarlarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz; * Cildin erken yaşlanması ( kronolojik deri yaşlanmasının hızlanması ) * Deri kanseri ve kanser öncüsü oluşumlar * Alerjik deri reaksiyonları, kurdeşen v.s Güneş ışınları, uzun ( infrared ) ve kısa ( ultraviyole ) dalga boyundaki ışınlardan oluşmaktadır. Ultraviyole ( UV ), güneş ışınlarının deri üzerindeki olumsuz etkilerinden sorumlu olan kısımdır. Ultraviyole ışınları, yeryüzüne ulaşan radyasyonun yaklaşık % 5 ini oluşturur. Bunun % 95-98 Ultraviyole A , % 2-5 i Ultraviyole B ışınlarıdır. Bu tür radyasyonun niteliği ve miktarı ışınların açısı, mevsim, ekvatora uzaklık, yükseklik, ozon konsantrasyonu, çevre kirliliği, bulut kitlesi v.s bağlıdır. Ultraviyole ışınlarının yüzdesi küçük olmasına rağmen enerjileri oldukça büyük ışınlardır. Hem ultraviyole A hem de ultraviyole B ışınları güneşin deri üzerindeki tüm zararlı etkilerinden sorumludur. Pencere camı, ultraviyole A ışınlarını geçirir ancak ultraviyole B ışınlarını süzerek geçirmez. Kar, güneş ışınlarının % 85-90 ını geri yansıtır. Karlı kış günlerinde güneş yanıklarının sebebi budur. Deniz kenarında kum, % 15-20 yansıtma yapar. Su ise güneş ışınlarının % 50 sini geçirir. Bu sebeple su altında güneş yanıkları daha fazla ortaya çıkar. Ultraviyole B daha çok güneş yanıklarından; dört mevsim etkili olan ultraviyole A ise cilt yaşlanması ve cilt kanserine sebep olma olasılığı daha kuvvetli ışınlardır.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : GÜNEŞ, DERİ, KORUNMA, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavisi, tedavi yollari, amel

VİTİLİGO

Vitiligo, deri, mukoza ve saçlardaki melanositler ( deri renk maddesi hücresinin ) yıkımından dolayı olan renklenme kusuru olarak ortaya çıkan, bağışıklık sistemi mekanizmasının aracılık ettiği düşünülen bir deri hastalığıdır. Özellikle kol , bacaklar ve yüzde sıklıkla simetrik keskin sınırlı renksiz alanlar vardır. Etraftaki sağlam derinin, bronzlaşması ile vitiligolu alan derisi daha çok fark edilerek kişide kozmetik sorunlara yol açabilir. Vitiligo, toplumun % 1 ini etkiler. Bu oran ailenin diğer bireylerinde vitiligonun varlığında yükselir. Vitiligo, diabet, tiroid hastalığı ve bölgesel saç dökülmesi ile beraber sık görülebilir. Tedavide, ultraviyole ışınlarıyla veya lokal kremlerle ancak oluşan cevap yeterli olmayabilir. Hastanın endişelerini gidermek önemlidir.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : VİTİLİGO, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavisi, tedavi yollari, ameliyatlari, ne

VİRAL SİĞİLLER

Oldukça sık görülen bir deri hastalığı olan verruka ( siğil ) grubu hastalıklar, human papilloma virüslere ( HPV ) bağlı olarak gelişir.
Ellerde, ayaklarda, genital organ derisinde, yüzde, yani cildin çok değişik bölgelerinde oluşabilir. Genellikle deriden kabarık, yuvarlak veya çok şekilli, deri renginde veya daha koyu renkte, sert, yüzeyleri pürtüklü, bazen ağrılı olan siğil döküntüleri oldukça kronik seyirlidir.

Okul çağındaki çocuklarda bulaşma oldukça sıktır. İnsandan insana direk temas ile geçer. Genital siğillerin çoğu cinsel temasla bulaşır. Hatta bazı anal bölge siğilleri homoseksüel ilişki veya çocuk istismarı ile bulaşabilir. Genital siğillere neden olan HPV virüslerden Tip 6, Tip 11, Tip 16, Tip 18 kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir. Rahim ağzı kanseri tüm yaştan kadınları etkileyebilen bir hastalıktır. HPV Tip 6,11,16, 18’e karşı kas içinden üç doz yapılan aşı 2007 yılında, bütün dünyada uygulamaya sunulmuştur. ( Bkz. Ana sayfada rahim ağzı kanseri aşısı linki ve sol linklerde rahim ağzı kanseri konusu )
Ayak tabanı derisi de, siğilin en sık görüldüğü bölgedir. Nasır kadar ağrılı olmasa da ayak tabanı siğilleri ağrıya yol açarak zaman zaman yürümeyi zorlaştırabilir.
Siğiller, el derisinde ve özellikle tırnak çevresinde, çocuklar arasında çok sık görülmektedir. Çocukların ellerindeki siğiller, parmak emmeye bağlı olarak dudaklara da yayılabilir.
Ayrıca sıklıkla yüz, boyun ve el sırtında görülebilen deriden kabarık, yassı görünümlü, deri renginde yada daha koyu siğil döküntülerine daha çoklukla çocuk ve gençlerde sıkça rastlanır. Bu tip siğile Verruka Plana Juvenilis denir. Genellikle kozmetik rahatsızlık dışında hiçbir sıkıntıya yol açmaz. Bu tip siğillerin ciltte kalış süreleri, aylar veya yıllar devam edebilir.
Tüm siğillerin tedavisinde son yıllardaki en sık başvurulan yöntem KRYOTERAPİ’dir ( sıvı nitrojen tedavisi ).
Diğer adı ile buz tedavisi olarak anılan, kryoterapi tekniği, özel aletler içerisindeki, -196 santigrat derecedeki nitrojenin ( sıvı azot ‘un ) gaz haline dönüşmesi ve uygulanan bölgeyi gangrene etmesi prensibine dayanır. Muayenehane şartlarında nasırlar, cinsel yolla bulaşan veya cinsel yol dışında ortaya çıkan viral siğiller, yağ siğilleri, ciltteki lekeler, boyun, koltuk altında sıklıkla görülen fibromların tedavisinde rahatlıkla kryoterapi dermatologlar tarafından uygulanabilir. Tedavi hastanın, hastalığına ve durumuna göre bir hafta on gün aralarla çok sayıda olabilir. Ayaktaki viral siğillerin uygulaması zaman zaman ağrılı olabilmektedir. Buna rağmen muayenehane şartlarında yapılır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : VİRAL SİĞİLLER, sigirller, viral, vıral, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavisi, t

UÇUK (Herpes Enfeksiyonu)

Derinin viral hastalığı olan ve halk arasında “uçuk” adı altında, kabuklanma ve su toplamayla tarif edilen, herpes simplex bir DNA virüsü ile oluşur. Tip 1 herpes enfeksiyonunun, döküntüsü genellikle, ağız etrafında veya dudak üzerinde görülür. Ve göbek derisine kadar olan diğer bölgelerdeki enfeksiyonların etkenidir. Gruplaşmış, hassas, ağrılı, içi su dolu kesecikler zamanla kabuklu bir görüntü oluştururlar. Yaklaşık 7-14 günde iyileşirler. Enfeksiyon tekrarlayabilir. Güneş banyosu da bunu tetikleyebilir.
Tip 2 herpes enfeksiyonu, genital bölgeyi tutar. Genital herpes cinsel ilişki ile bulaşır. Döküntü cinsel aktiviteye engel olacak kadar ağrılı olabilmektedir.
Tedavide, ağır enfeksiyonlarda, sistemik antiviral tedaviler tercih edilir.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : UÇUK Herpes Enfeksiyonu, ucuk, uçuk, herpes, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari, zararlari, tedavis

Temel yağ asitten - güzelleştirici yağlar

Tanım: Bu yağlar, vücudunuzun üretemediği, o nedenle dışarıdan almanız gereken yağlardır. EFA’lar iki kategoriye ayrılır: Omega-3 ve Omega-6.

Cildin güzelliğine faydalan: Eğer yüzünüzdeki ince çizgilerin kaybolmasını ve nemli, yumuşak bir cildinizin olmasını istiyorsanız, o zaman ihtiyacınız olan şey temel yağ asitleridir. EFA’ların cildi iyileştirmedeki yararlı etkileri inanılmazdır. Hormonlar ve kan akışını düzenlemede etkili olmalarının yanında anti-inflamatuar özellikleri de vardır. Cildinizin altındaki tabakanın yağlanmasına yardımcı olurlar. EFA’lar aynı zamanda yaraların iyileşmesi, sedef hastalığı ve sebum üretiminin dengelenmesinde büyük önem taşımaktadır. (EFA’lar cildiniz yağlı ya da kuru olsun, size iyi gelecektir.) Omega-3'lerle dolu bir hap kullanırsanız, cildinizin yapısındaki değişikliği hemen fark edersiniz. Yüzünüzdeki ince çizgilerin belirsiz hale geleceğini de göreceksiniz.

Cildinizin sürekli olarak EFA’lara ihtiyacı vardır, ama güneş yanığı söz konusu olduğunda bu ihtiyaç daha da artacaktır. Yapılan deneyler göstermiştir ki, UV ışınları hücre zarlarındaki yağ asitlerini yok ediyor.

Hücreler bu yağ asitlerini iltihabı, şişmeyi ve acıyı önlemek için kullanır. Yıldızçiçeği, akşamsefası ve siyah üzüm yağında bulunan gamma Unolenik asit (GLA), UV ışınlarından kaynaklanan kızarıklık, şişme ve acıya iyi gelir. Ayrıca yaşımız ilerledikçe, GLA üretimi de düşer; kırışıklıkların bu kadar rahat oluşmasının sebebi de budur. Bebeklerin GLA seviyeleri daha yüksektir ve onların pürüzsüz ve yumuşak ciltlere sahip olmalarının sebeplerinden biri de budur. Vücudunuzdaki GLA seviyesinin azalmasının sebepleri şöyle sıralanabilir: hidrojene yağlar, ki-, zarmış gıdalar, şeker, tiroit tembelliği ve düşük magnezyum, çinko, C, B3 ve B6 vitamini seviyeleri.

Eksiklik belirtileri: Kuru cilt, egzama, iltihaplı cilt rahatsızlıkları, iyileşme güçlüğü. Ayrıca saç dökülmesi, kırılan tırnaklar ve saçların donuk olması da diğer belirtilerdir.

Önerilen günlük güzellik dozajı: 1-2 yemek kaşığı ketentohumu yağı, 500mg GLA, 1000-3000mg EPA/DHA (Omega-3 yağ asitleri balık yağlarında bulunur.)

Ağır metallerin -cıva ve kurşun- içinden arıtılmış olduğu kaliteli balık yağlarından (EPA/DHA) almaya özen gösterin

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Temel yağ asitten, güzelleştirici yağlar, yaglar, yağlar, yağ, kurtulma yollari, sebebleri, nedeni, amaclari, ilaclari,